sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriÅŸ

36 kişi kendisini tutuyor, 41 arkadaşı var.


29.01.1980 doğumlu, 32 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. İ.K olarak çalışıyor.

diyek panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

ses ver diyek ses ver!

perdesusu   08 Mart 2008 00:45  

Komşucağızım. Adres değişikliği yaşadım ve seni de pek tabii ki taşıdım. Ancak görünmüyorsun. Bilgin olsun istedim. Sevdiceğine selamlar, hoşça kal.

Ah Suula Hanim   11 Åžubat 2008 23:18  

bu cat   30 Ocak 2008 20:46  

Nice Mutlu Seneler Sevdiklerınle Sevgili Arkadaşım..ıyı kı dogmuşsun ıyı kı sosyomata konmuşsun!! :)

perdesusu   29 Ocak 2008 02:18  

benim profilden copy-paste yapmış bu perdesusu kişisi ben söyleyeyim.

yuzbes   29 Ocak 2008 02:22  

....

benim doğum günümde de aynı kelimeleri sarf etmişsin, kayıtları inceledim.

yuzbes   29 Ocak 2008 02:26  

tasarruflu ınsanımdır ben :p

perdesusu   29 Ocak 2008 02:28  

evet, tasarruflu insan aynı zamanda iyi bir kopyala/yapıştırcıdır da. biraz daha büyüyeyim, bende öyle olucam.

yuzbes   29 Ocak 2008 02:37  

teşekkürler sevgili dostlarım..

diyek   30 Ocak 2008 00:28  

tüm yolların sonunda sen oluyorum...

porfira   21 Ocak 2008 19:18  

gayr_i meşru müdafa

nefsimi müdafa edemiyorum sana
gözlerim katlime ferman taşıyor
gözlerinde
namluna süngülenmiş kelimelerin
gögsümün tam ortasından geçiyor...

diyek   23 Ocak 2008 00:29  

Diyek ne Diyek? rss kaynağı

adresi: http://diyek.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 07 Kasım 2007 10:48 yazılmış
1 yorum var - 02 Eylül 2007 23:25 yazılmış
1 yorum var - 28 Ağustos 2007 21:34 yazılmış
0 yorum var - 25 Ağustos 2007 18:40 yazılmış

diyek şiir panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin arasına dikilir yesil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim

Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü
Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden
Beyazlik dokunmuÅŸtur gecenin siyahina
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk naÄŸmeleri iÅŸitirler Hiradan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler sahinin hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydim

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradim
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
YaÄŸmur, seninle biter susuzluÄŸu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

diyek   22 Aralık 2007 02:55  

ah, nerde benim altından avaze sesim!
yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı
avaze sesim!

şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan
bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı
feryattan kimseler ölmez, denirken
duvarlardan geçtim
artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi
bir zamanlar feryatlarda unuttuÄŸum avaze sesim!

alacânım,
mil yeşili gözlerin
dindirdi gözlerimi
kaç körü birden öldürdün bende
mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm
ben yandıkça
ezber ettin ayazın demirini
alacânım,
indi mi göğsüne heves?
hangi duvarın halısında
gördün, bildin, vurdun beni
kaç ormandan geçti
içinde kaybolduğumuz o büyük takip
içimizde bunca gurbet dururken
yol ettik uzaktaki sılayı
şimdi burdayız
kanlar içinde
alacânım
indi mi göğsüne heves?

etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim
seyreldi tenim sahtiyan tarih
mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm,
alacânım,
indi mi göğsüne heves?

alacânım,
rahat et ben gölgene ilişeyim
her belanı ben göreyim
yüreğimi ihbar et,
bana bir uçurum ver, gideyim
alacânım,
indi mi göğsüne heves?
biliyorsun adımın kıblesini
bir meşhur hâfızla, meşhur bir şehvet
alacânım,
şuramda sinsi bir sızı
gel öldüğümü farz et
senden gelen her habere
canımdan uçurduğum şahin
pençesinde kaldı bileğim, yazım, harflerim
bir yanım onla uçtu, sende kaldı, ben bittim
alacânım,
indi mi göğsüne heves?

alacânım,
yakılmış bir köyün adıydı adın
görmedi kimse
içinde ben de yandım
o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman
nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman
Mardin'im, Midyat'ım
ah benim altından avaze sesim
kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
aranızdaki duvarda
gömülü kaldım

etimden uçurduğum uçurum
meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum
bir hâfızken eskiden
mecnun kaldım şimdi
aÅŸktan, senden, kendimden
n'olur sevmeden öldürme beni
alacânım,
söyle, indi mi göğsüne heves?

diyek   22 Kasım 2007 02:25  

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenanndayım Hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir ret, bir davet
Gülce uzak uzak dolanır
Mecaz deÄŸil
Maraz deÄŸil
Gülce semavi bir afet
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nar ve nurdan bir zehir
Gülce Araf`ta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenanndayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
AteÅŸten
KalleÅŸten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarzdan
Deccal`dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce`den
Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

diyek   13 Kasım 2007 13:09  

GİDELİM
SON SİGARAMIZI BİTİRİP GİDELİM
BÜYÜK YANGINLAR KALSIN ARDIMIZDA
KEKEME SEYİRCİLER YORUMLASIN
KÜLLERE KARIŞMIŞ İKAYATLARIMIZI
GÜN VURGUN BUYRUKLAR DİLLENDİRİRKEN GİDELİM
ALA GEYİK SESİ UZAK DİYARLARA KOŞUP
KINALI KUZU YAZGILARA DÜĞÜMLENİP GİDELİM
AĞIR AKSAK HAYATIN NERESİNDE KALMIŞSAK
DİRENÇLERLE ADIMLAYARAK ÇIKMAZ SOKAKLARI GİDELİM
KALEM, DEFTER, SİLGİ BİZİ ÇAĞIRAN YENİLGİLERE TANIKLIK EDERKEN
HÜZNÜN KALP ATIŞINDA ENFAKTÜS GEÇİRİP HUVELBAKİ KADERDE
TECELLİ GİYİNİP GİDELİM
IRAKLARA, TUZAKLARA, ÇOK UZAKLARA
YAZ BAHAR HEP GÜZ.. ZEMHERİ AYAZ
ÖMÜR TÖRPÜSÜ CELLATLAR TEBESSÜMÜNE KANIP GİDELİM

diyek   25 Ekim 2007 16:04  

gidelim...

porfira   02 Aralık 2007 23:34  

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...
Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
GerilmiÅŸ bir keman teli gibiydik
Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.
Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

diyek   19 Ekim 2007 13:20  

bir kurşun gibi ağırken hava ağarmışken saçlarım ve sen pencerelerdeyken bir akşam üzeri çoban yıldızı gibi aniden belireceğim gözlerinde...

porfira   02 Aralık 2007 23:37  

baskın yesem gece gündüz durmadan
kurtulmasam karakoldan sorgudan
yıllar verdiğim soylu kavgadan
dönersem kahpeyim ülkücü gardaş
dönenler kahpedir ülkücü gardaş

mehmetler mehmetler aslan mehmetler
uÄŸruna can verdiÄŸimiz aslan mehmetler
bize süngü çeker bugün mehmetler
dönersem kahpeyim ülkücü gardaş
dönenler kahpedir ülkücü gardaş

hedef kızıl elma hedef bir vatan
ötüken sokağı ayaz buzlukan
bugün adım ülkücü bir militan
dönersem kahpeyim ükücü gardaş
dönenler kahpedir ülkücü gardaş

diyek   18 Ekim 2007 11:07  

Ülkedeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlıklardan yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki Yar vardır
Yoktan da vardan da Öte bir var vardır
Hep suç bende değil
Beni yakıp yakan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme
Kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boÅŸ
Göklerden gelen bir karar vardır

diyek   24 Eylül 2007 15:04  

OÄŸul

Vatan oÄŸul, Bayrak oÄŸul, Devlet oÄŸul, can oÄŸul
Sevmek Nedir?
Bunu bilen aşıklara Bismillah
Bu oÄŸullar sumeyya can analardan doÄŸdular
Rabbi esir dileklerden beÅŸiklerden bismillah,
Ad verirken ilk ezandan ilk duyduÄŸum kelamdan
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
Emeklerken diz vurduÄŸum, iz vurduÄŸum her yerde
Ayaklanıp atladığım eşiklere bismillah
Ak önlükler ileyipte belediğim can oğul
Ninnilere, destanlara koÅŸuklara bismillah
Düşte gördüm kanlı başım Peygamber dizinde
Ocaklara eÅŸiklere Bismillah
Karamürsel, kara üzüm gözlü mürsel
Soy oğul Gündüz bey canemli yiğit
Bey dağımca bey oğul! ..
Gazi Battal Ülkesinin karayiğit palası
Devlet oğul, mürfet oğul, fidan oğul, toy oğul
Anam dedin, Babam dedin, Atam dedin BayraÄŸa
Hem Albayrak oldun iÅŸte hem bayrakta al oÄŸul
Bağrındaki kurşunlarla çık
Peygamber katına
Ol mübarek avucunun içini birer birer say oğul
Bet yüzlüler, kem gözlüler hor bakarmış vatana
Biz tükenip, yok olmadan olmaz böyle şey oğul
DenilmiÅŸtir
-Can Sağ iken, Yurt verilmez düşmana
Hem sütümden, hem kanımdan, hem canımdan
Bu sendeki huy oÄŸul
Gazi olur, Şehit olur, İnan oğul! ...

diyek   31 AÄŸustos 2007 00:13  

Gün Sazak

Kurudu göller pınarlar canım gitti,
Devrildi iri çınarlar niye gül fidanım gitti?
Bölünmesin diye Millet, baki kalsın diye Devlet
Dağlar gibi kemikli et, seller gibi kanım gitti...

Paramparça idi ruhum ellerinde bir yumruğum...
Tufanı bu mudur nurun diye arşa ölüm gitti...

Hey yakınlar uzaklar bekler pusular tuzaklar
Tufana dönüşşün Sazaklar göz ışığım günüm gitti
Yetim kaldı körpe canlar feryadını nice dağlar
Gün doğmak üzere ağam gün batarken inim gitti

Bu bir nesildir sürekli gözü pek çatal yürekli
Zor günlerinde gerekli tuğ gibi gençliğim gitti
Sakarya eski yiğitli, Bağrı kan süslü yiğitler...
Zülfen gözlü yiğitler gitti ya gitti...

diyek   31 AÄŸustos 2007 00:12  

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, ÅŸerefim, ÅŸiirim, herÅŸeyim;
Yer yüzünde yer beyen:
Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim

diyek   31 AÄŸustos 2007 00:11  

Topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. istanbul

    istanbul

    11498 üyesi var. üyelik serbest.
  2. Atatürk

    Atatürk

    7917 üyesi var. üyelik serbest.
  3. müzik

    müzik

    6340 üyesi var. üyelik serbest.
  4. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    5810 üyesi var. üyelik serbest.
  5. sosyomatch

    sosyomatch

    4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  6. lost

    lost

    3755 üyesi var. üyelik serbest.
  7. fenerbahçe

    fenerbahçe

    3277 üyesi var. üyelik serbest.
  8. sanat

    sanat

    3067 üyesi var. üyelik serbest.
  9. felsefe

    felsefe

    2920 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    2865 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  11. edebiyat

    edebiyat

    2845 üyesi var. üyelik serbest.
  12. psikoloji

    psikoloji

    1935 üyesi var. üyelik serbest.
  13. last fm

    last fm

    1809 üyesi var. üyelik serbest.
  14. kadıköy

    kadıköy

    1533 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  15. ÅŸiir

    ÅŸiir

    1415 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3 4


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage